Dersler

12. Dönem - Ders İçerikler

MEHMET ULUKÜTÜK

SORGULAYAN BİLGİDEN PAZARLANAN BİLİME

“Modernleşme teorileri ve modernleşme ile ilgili araştırmalar, modernite sürecinin farklı boyutlarını vurgularken, bilimle ilgili boyutunu ikinci planda görme eğilimi taşırlar. Meseleye, Türkiye’nin ve Türk toplumunun modernleşmesi (veya modernleşememesi) açısından bakıldığında durum biraz daha iç karartıcıdır; modernleşme sürecimizde bilimin, bilimsel kurumların, bilimi icra eden bilim adamlarının ya da bilime inanan entelektüellerin rolü merkezi ve birinci dereceden bir rol olduğu halde, entelektüel literatürümüzde, modernleşmemizin bilimle ilişkisi konusunda çok az şey bulabilirsiniz. Şüphesiz bu merkezi role ilişkin miyopluk, bilimin, bilimsel bilginin, bilim adamı ve entelektüelin iktidarla/güçle’ ilişkisiyle ilgilidir. Türkiye’nin ve Türk toplumunun modernleşme süreciyle ilgili metinlerde bilimin rolünün ihmalinin, başka bir söyleyişle modernleşme ile bilim arasındaki ilişki konusundaki entelektüel körlüğün ülkemiz entelektüelleri arasında yaygın olmasının nedenlerinden biri, onların modern Batı’dan ithal ettiğimiz bilimin ve bilimsel bilginin iktidarla/güçle hiçbir ilişkisinin bulunmadığı mitine derin bağlılıklarıdır. Burada öne sürülebilecek bir başka neden hem modernleşme sürecimizin hem de bilimin ya da bilimsel bilginin Türkiye’ye girişinin bizatihi kendisinin, iktidar/güç mekanizmaları ya da süreçlerinden geçerek gerçekleşmesidir. Ekonomimiz, kültürümüz, toplumsal kurumlarımız ne kadar iktidar/güç mekanizmalarının kaprislerine maruz kalmışlarsa, düşünme tarzlarımız da o kadar kalmışlardır. Toplumumuzun modern bilimi ve onun türevi dünya görüşünü kendi rızasıyla almayı denediği apaçık bir bedahet olsa bile.”

Bu derste ‘sorgulayan bilgi’ ile tarafsız, kimliksiz, ‘insanlığa yarar sağlamaktan başka!?’ hiçbir bagaja sahip olmadığı varsayılan, yani pazarlanan bilimin teorik ve pratik zemini anlatılacaktır.

FUNDA GÜNSOY TUROWSK

Körlük ya da Modern Aklı Sorgulamak

Geleneksel ve Modern ikilemi arasında gidip geliyoruz. Bir yanımızla kadim değerlere özlem ve ilgi duyarken; zihnimiz ve yaşadığımız hayat ve moralite başka yerlere denk düşüyor.

Kadim Ethik ya da Modern moralite arasındaki dünyamız derste değerlendirilecek.

Birinci Kademe ilk hafta: Körlük ya da Modern Aklı Sorgulamak; ikinci hafta: “Bilinmeyen Bilinenler” ve Sokratik Metot; üçüncü hafta: Bir Özgürleşme Pratiği Olarak Politik Felsefe

İkinci kademe ilk hafta: Kadim Ethik ya da Modern Moralite; İkinci hafta, Klasik Çözüm: Sokrates’ten Farabi’ye; Üçüncü hafta: Modern Çözüml(er): Machiavelli’den Heidegger’e konuları işlenecektir.

FERHAT KÇ

BİLGİ, DEĞER VE AHLÂK BAĞLAMINDA “MEZHEP OLGUSU”

“Yasa, adaleti korumak için değil; çoğu zaman gücün çıplak şiddetini görünmez kılmak için kuşanılan en kusursuz zırhtır.”
Modern dünyanın “ilerleme”, “rasyonalite” ve “hukukun üstünlüğü” vaatleriyle kurulan nizamı, ardında görmezden gelinen derin bir epistemik şiddet ve ahlaki yıkım barındırır. Coğrafi keşiflerle başlayan sömürgecilik dalgası yalnızca toprakları ve zenginlikleri zapt etmekle kalmamış; Batı-dışı toplumların dünyayı anlama, adaleti üretme ve birlikte yaşama zeminlerini de hedef almıştır.

Bu seminer dizisi; sömürgeciliğin siyasal bir tahakkümden ibaret olmadığını, bizzat modern devlet aklı ve hukuki pozitivizm üzerinden nasıl küresel bir zihin inşasına dönüştüğünü tartışmaya açıyor. Kadim hukuk sistemlerinin kodifikasyon adı altında nasıl dondurulduğunu, hukukun toplumdan koparılıp bürokratik bir şiddet aygıtına çevrilişini ve bu süreçte ahlakın kamusal alandan kovularak nasıl bireysel vicdana hapsedildiğini odağına alıyor.

Üç hafta boyunca sürecek altı derste; Terra Nullius kurgusundan Şarkiyatçı bilgi üretimine, istisna hallerinden pozitivizmin ahlakla boşanmasına uzanan bir izlekte modern hukukun biçimsel adaletiyle hesaplaşacağız. Amacımız, geçmişin kolonyal mirasını teşhir etmekle yetinmeyip, bugün kanun ile adalet arasındaki derin uçurumun köklerini aramak ve hukukun ahlaki özünü yeniden düşünmektir.

TUĞŞAT GÜZELOĞLU

BİLME ÜZERİNE DÜŞÜNMENİN BAŞLANGICI: EPİSTEMOLOJİNİN KURUCU SORULARI VE TEMEL PROBLEMATİKLERİ

Bu dersin içeriğini, bilgi felsefesini bir problem alanı olarak benimseyip bilgiye ilişkin ilk sorgulamaların tarihsel, kavramsal ve eleştirel boyutlarını ortaya koymak ve epistemolojinin temelinde yer alan ilk ve kurucu soruların ele alınması oluşturmaktadır. Dersin temel amacı, epistemolojinin temel kavramlarını açıklayıp tarihsel süreçte, bilginin ne olduğu sorusuna verilen farklı yanıtların arka planını açıklamak ve buradan hareketle, bilgiyi konu edinen ilk sorgulamaların kavramsal derinliğini ve eleştirel boyutunu değerlendirmektir. Böylece epistemolojiyi diğer bilgi biçimlerinden (inanç, kanaat, sanı vb.) ayıran özellikler de ortaya çıkarılacaktır.

Fatih Bütün

SİYASET VE AHLAK

Siyaset de anlam daralması yaşayan kavramlardan biri, tıpkı ahlak kavramı gibi.

Siyaset denilince yönetim, iktidar, siyasal yaşam ve partiler akla gelmektedir. Ancak kavram sadece bu içerimlere sahip değil elbette. Daha çok pratik karşılıklarıyla akla gelen kavram, felsefik yönünün yanı sıra bahsi geçen alt başlıklardan önce ve daha önemle bir hareket fıkhı, ahlaki bir pozisyon belirleme ve alma, tutum ve davranışa dair ahlaki bir perspektif kazanma ve ona göre edip eylemeyi içerir. İnsan ve insanlarla geçinmeyi, onları idare etmeyi, ilkelerini ve değerlerini bu iletişimsel eylemlerde merkezlemeyi içerir. Her konu gibi ahlâkla ilintisini koparamaz bu kavram da. Ontolojisi ve epistemolojisi metafizik ve gaybi temellere yaslanmalıdır. Yaslanmadığında ahlâkla ilişkisi zayıflamakta, gücünü yitirmektedir.

 

Bu derste, bireysel ve toplumsal durumlara ve ilişkilerimize dair konu üzerinden bir bilgi ve görgü kazanmayı, eylem/hareket ahlâkı soru ve sorunlarını tartışmayı, siyasetin ahlâkla ahlâkın da siyasetle ilişkisini irdelemeyi, bazı siyasi pratiklerden örneklerle bilgi ve tecrübe kazanmayı, dinimizin pratiklerini yerine getirirken bilginin yanında görgünün, meselelere dair fıkhın önemini tartışmayı amaçlamaktayız.