Dersler

11. Dönem - Ders İçerikler

MEHMET ULUKÜTÜK

SORGULAYAN BİLGİDEN PAZARLANAN BİLİME

“Modernleşme teorileri ve modernleşme ile ilgili araştırmalar, modernite sürecinin farklı boyutlarını vurgularken, bilimle ilgili boyutunu ikinci planda görme eğilimi taşırlar. Meseleye, Türkiye’nin ve Türk toplumunun modernleşmesi (veya modernleşememesi) açısından bakıldığında durum biraz daha iç karartıcıdır; modernleşme sürecimizde bilimin, bilimsel kurumların, bilimi icra eden bilim adamlarının ya da bilime inanan entelektüellerin rolü merkezi ve birinci dereceden bir rol olduğu halde, entelektüel literatürümüzde, modernleşmemizin bilimle ilişkisi konusunda çok az şey bulabilirsiniz. Şüphesiz bu merkezi role ilişkin miyopluk, bilimin, bilimsel bilginin, bilim adamı ve entelektüelin iktidarla/güçle’ ilişkisiyle ilgilidir. Türkiye’nin ve Türk toplumunun modernleşme süreciyle ilgili metinlerde bilimin rolünün ihmalinin, başka bir söyleyişle modernleşme ile bilim arasındaki ilişki konusundaki entelektüel körlüğün ülkemiz entelektüelleri arasında yaygın olmasının nedenlerinden biri, onların modern Batı’dan ithal ettiğimiz bilimin ve bilimsel bilginin iktidarla/güçle hiçbir ilişkisinin bulunmadığı mitine derin bağlılıklarıdır. Burada öne sürülebilecek bir başka neden hem modernleşme sürecimizin hem de bilimin ya da bilimsel bilginin Türkiye’ye girişinin bizatihi kendisinin, iktidar/güç mekanizmaları ya da süreçlerinden geçerek gerçekleşmesidir. Ekonomimiz, kültürümüz, toplumsal kurumlarımız ne kadar iktidar/güç mekanizmalarının kaprislerine maruz kalmışlarsa, düşünme tarzlarımız da o kadar kalmışlardır. Toplumumuzun modern bilimi ve onun türevi dünya görüşünü kendi rızasıyla almayı denediği apaçık bir bedahet olsa bile.”

Bu derste ‘sorgulayan bilgi’ ile tarafsız, kimliksiz, ‘insanlığa yarar sağlamaktan başka!?’ hiçbir bagaja sahip olmadığı varsayılan, yani pazarlanan bilimin teorik ve pratik zemini anlatılacaktır.

FUNDA GÜNSOY TUROWSK

Körlük ya da Modern Aklı Sorgulamak

Geleneksel ve Modern ikilemi arasında gidip geliyoruz. Bir yanımızla kadim değerlere özlem ve ilgi duyarken; zihnimiz ve yaşadığımız hayat ve moralite başka yerlere denk düşüyor.

Kadim Ethik ya da Modern moralite arasındaki dünyamız derste değerlendirilecek.

Birinci Kademe ilk hafta: Körlük ya da Modern Aklı Sorgulamak; ikinci hafta: “Bilinmeyen Bilinenler” ve Sokratik Metot; üçüncü hafta: Bir Özgürleşme Pratiği Olarak Politik Felsefe

İkinci kademe ilk hafta: Kadim Ethik ya da Modern Moralite; İkinci hafta, Klasik Çözüm: Sokrates’ten Farabi’ye; Üçüncü hafta: Modern Çözüml(er): Machiavelli’den Heidegger’e konuları işlenecektir.

MEHMET ÇELENK

BİLGİ, DEĞER VE AHLÂK BAĞLAMINDA “MEZHEP OLGUSU”

“Kurucu peygamberlerin vefatından sonra dinlerde mezhepleşme kaçınılmaz, tarihi ve sosyolojik bir gerçekliktir.”

İtikadî, siyasi, hak, bâtıl, sapık gibi sıfatlarla anılan mezheb olgusunun, ortaya çıktığı koşullar itibariyle değerlendirilmesi bu dersin konusudur. Mezheb olgusunu ortadan kaldırmak veya yok saymak mümkün değildir. Peki, mezheb olgusuna nasıl bir bilgi ve değerler kümesi üzerinden bakılması gerekmektedir?

Akıl-akletmek; fıkıh-fıkhetmek, arayış, merak ve ilmî tecessüsü bugün de sürdürmek, bilgiyi nereden elde etmek, nasıl yorumlamak ve nasıl bir değere yaslanmakla söz konusu olabilir?

Bunlar derste ele alınacak konular arasındadır.

KASIM KÜÇÜKALP

BİLGİNİN İMKÂN VE SINIRLARI ÜZERİNE EPİSTEMOLOJİK BİR SORUŞTURMA

Bu dersin temel problematiğini, neyin bilgi değeri taşıdığı ve bilginin hangi ölçüde hakikate temas edebildiği sorusu oluşturmaktadır. Bilgi ile hakikat arasındaki bu ilişki sadece doğrulukla sınırları belli olan bir ilişki değildir. Dolayısıyla fiziksel olan ile metafiziksel olanın ve nihayetinde gaybın -yani doğrudan deneyim ve aklın erişemediği alanın- ayrımı, epistemik sınırların belirlenmesinde kurucu bir role sahiptir.

İnsanın hakikati kendi epistemik sınırları bağlamında neyi, ne kadar bilip bilemeyeceği, yani hakikatle ne ölçüde ‘hakikatli’ bir ilişki kurabileceği sorusu, bu dersin temel içeriğini oluşturmaktadır. Fizik, metafizik ve gayb ayrımı üzerinden ele alınacak olan mesele ile bilginin sınırları kadar, insanın varoluşsal konumu da yeniden düşünme konusu edilecektir.

VEHBİ METİN DEMİR

AHLÂK FELSEFESİ BİZE NE SÖYLER

Ahlâk bir huy mudur, yoksa bir yaşam biçimi mi? Peki, “kötü ahlâk” dediğimizde tam olarak neyi kastediyoruz?

Tarih boyunca insanı ve toplumu tanımlamak ve anlamak için ahlâk kavramını referans noktası alırız. Her ne kadar pratik yönü ağır basan bir kavram olsa da bir yanıyla da üzerine teorik düzeyde çokça söz söylenmiştir.

Ahlâk Felsefesi Bize Ne Söyler dersimizde ahlâk kavramını tanımlamaya çalışacak ve yine bu kavramın tarihsel serüvenine bakacağız. Bununla birlikte ahlâkın kaynağını, insan ve toplum açısından konumunu konuşacağız. Son olarak modern insanın ahlâki çıkmazlarına değineceğiz.

TUĞŞAT GÜZELOĞLU

BİLME ÜZERİNE DÜŞÜNMENİN BAŞLANGICI: EPİSTEMOLOJİNİN KURUCU SORULARI VE TEMEL PROBLEMATİKLERİ

Bu dersin içeriğini, bilgi felsefesini bir problem alanı olarak benimseyip bilgiye ilişkin ilk sorgulamaların tarihsel, kavramsal ve eleştirel boyutlarını ortaya koymak ve epistemolojinin temelinde yer alan ilk ve kurucu soruların ele alınması oluşturmaktadır. Dersin temel amacı, epistemolojinin temel kavramlarını açıklayıp tarihsel süreçte, bilginin ne olduğu sorusuna verilen farklı yanıtların arka planını açıklamak ve buradan hareketle, bilgiyi konu edinen ilk sorgulamaların kavramsal derinliğini ve eleştirel boyutunu değerlendirmektir. Böylece epistemolojiyi diğer bilgi biçimlerinden (inanç, kanaat, sanı vb.) ayıran özellikler de ortaya çıkarılacaktır.

Fatih Bütün

SİYASET VE AHLAK

Siyaset de anlam daralması yaşayan kavramlardan biri, tıpkı ahlak kavramı gibi.

Siyaset denilince yönetim, iktidar, siyasal yaşam ve partiler akla gelmektedir. Ancak kavram sadece bu içerimlere sahip değil elbette. Daha çok pratik karşılıklarıyla akla gelen kavram, felsefik yönünün yanı sıra bahsi geçen alt başlıklardan önce ve daha önemle bir hareket fıkhı, ahlaki bir pozisyon belirleme ve alma, tutum ve davranışa dair ahlaki bir perspektif kazanma ve ona göre edip eylemeyi içerir. İnsan ve insanlarla geçinmeyi, onları idare etmeyi, ilkelerini ve değerlerini bu iletişimsel eylemlerde merkezlemeyi içerir. Her konu gibi ahlâkla ilintisini koparamaz bu kavram da. Ontolojisi ve epistemolojisi metafizik ve gaybi temellere yaslanmalıdır. Yaslanmadığında ahlâkla ilişkisi zayıflamakta, gücünü yitirmektedir.

 

Bu derste, bireysel ve toplumsal durumlara ve ilişkilerimize dair konu üzerinden bir bilgi ve görgü kazanmayı, eylem/hareket ahlâkı soru ve sorunlarını tartışmayı, siyasetin ahlâkla ahlâkın da siyasetle ilişkisini irdelemeyi, bazı siyasi pratiklerden örneklerle bilgi ve tecrübe kazanmayı, dinimizin pratiklerini yerine getirirken bilginin yanında görgünün, meselelere dair fıkhın önemini tartışmayı amaçlamaktayız.

ALİ HAYDAR BEŞER

BİLMEK: NEYİ? NASIL? NİÇİN?

“Bilgi toplumu”nda yaşadığımız söylenen bir çağda bilgi neye tekabül etmektedir? Bilginin kaynakları ve türleri nelerdir? Bilgi sosyal bir inşa mıdır? Faydasız bilgi nedir? Bilgi-değer, bilgi-zihniyet, bilgi-ideoloji, bilgi-eylem, bilgi-iktidar ilişkilerinin ele alınacağı seminerde bu ve benzeri sorular etrafında bir tartışma yürütmek hedeflenmektedir. Bilgi bombardımanına maruz kaldığımız bir dönemde Müslüman olarak neyi, nasıl ve niçin bilmemiz gerektiği soruları, okuma metinleri ışığında cevaplanmaya çalışılacaktır.

Bu kapsamda ilk hafta bilginin mahiyeti, kaynakları ve türleri; ikinci hafta modern bilgi/bilim anlayışı, pozitivizm ve postmodernizm meseleleri; üçüncü hafta ise Müslümanlar olarak bizim bilgiyle ilişkimiz işlenecektir.

Dersin temel amacı bir “bilgi” aktarımından daha çok, ümmetin önemli bir problematiği üzerinde bir düşünme zemini oluşturabilmektir.

Yunus POLAT

İNSAN VE DEĞERLERİ

Adalet, iyi, doğru, kötü gibi kavramları çok sık kullanır ve önemlerini hayatımızdaki merkezi konumlarından biliriz. Hayatımızı üzerine bina ettiğimiz bu kavramlar ahlâk alanına aittirler ve Allah’la, insanla, doğayla ilişkimizi belirlerler. Ancak bu kavramlar ve ahlâk olgusu üzerine pek kafa yorduğumuz söylenemez. 

İnsan ve değerleri dersi; temelde ahlâk konusunu sosyolojik, psikolojik ve felsefî temalarla işlemeyi öngören bir işleyişe sahiptir. Ahlâkın doğası ve kaynağı, evrenselliği ve yerelliği, gerçekliği ve geçerliliği, bireyselliği ve toplumsallığı, dinle ilişkisi gibi konular irdelenecek, örneklerle tartışılmaya çalışılacaktır. Böylece hayatımızın merkezindeki bu kavram ve olgulara dair sistematik bir düşünme,  etraflı bir kafa yorma ameliyesi gerçekleştirilecektir.

İlk hafta, ahlâk kavramının tanımı ve mahiyeti, Allah ve din ile ilişkisi, irade ve özerklik konusu; ikinci hafta, felsefe ve sosyolojide ahlâk, evrensel ahlâk, ahlâk kuramları; üçüncü hafta, pratik yönüyle ahlâk ve örnekleri, Müslümanın ahlâk anlayışı konuları işlenecektir. Bunların yanında konular makaleler ile zenginleştirilecek, bir kitap ile mütalaa edilecektir. Böylece insan tutum ve davranışlarına, bilgiyi ve dini anlama biçimine yön veren hatta onları belirleyen ve hayatı üzerine inşa ettiğimiz bir olguyu öğrenmek amaçlanmaktadır.

MEHMET ÇELENK

BİLGİ, DEĞER VE AHLAK BAĞLAMINDA “MEZHEP OLGUSU”

“Kurucu peygamberlerin vefatından sonra dinlerde mezhepleşme kaçınılmaz, tarihi ve sosyolojik bir gerçekliktir.”

İtikadî, siyasi, hak, batıl, sapık gibi sıfatlarla anılan mezheb olgusunun, ortaya çıktığı koşullar itibariyle değerlendirilmesi bu dersin konusudur. Mezheb olgusunu ortadan kaldırmak veya yok saymak mümkün değildir. Peki mezheb olgusuna nasıl bir bilgi ve değerler kümesi üzerinden bakılması gerekmektedir?

Akıl akletmek; fıkıh fıkhetmek, arayış, merak ve ilmî tecessüsü bugün de sürdürmek, bilgiyi nereden elde etmek, nasıl yorumlamak ve nasıl bir değere yaslanmakla söz konusu olabilir?

Bu derste ele alınacak konular arasındadır.

MEHMET ULUKÜTÜK

SORGULAYAN BİLGİDEN PAZARLANAN BİLİME

“Modernleşme teorileri ve modernleşme ile ilgili araştırmalar, modernite sürecinin farklı boyutlarını vurgularken, bilimle ilgili boyutunu ikinci planda görme eğilimi taşırlar. Meseleye, Türkiye’nin ve Türk toplumunun modernleşmesi (veya modernleşememesi) açısından bakıldığında durum biraz daha iç karartıcıdır; modernleşme sürecimizde bilimin, bilimsel kurumların, bilimi icra eden bilim adamlarının ya da bilime inanan entelektüellerin rolü merkezi ve birinci dereceden bir rol olduğu halde, entelektüel literatürümüzde, modernleşmemizin bilimle ilişkisi konusunda çok az şey bulabilirsiniz. Şüphesiz bu merkezi role ilişkin miyopluk, bilimin, bilimsel bilginin, bilim adamı entelektüelin iktidarla/güçle’ ilişkisiyle ilgilidir. Türkiye’nin ve Türk toplumunun modernleşme süreciyle ilgili metinlerde bil imin rolünün ihmal inin, başka bir söyleyişle modernleşme ile bilim arasındaki ilişki konusundaki entelektüel körlüğün ülkemiz entelektüelleri arasında yaygın olmasının nedenlerinden biri, onların modem Batıdan ithal ettiğimiz bilimin ve bilimsel bilginin iktidarla/güçle hiçbir ilişkisinin bulunmadığı mitine derin bağlılıklarıdır. Burada öne sürülebilecek bir başka neden hem modernleşme sürecimizin hem de bilimin ya da bilimsel bilginin Türkiye’ye girişinin bizatihi kendisinin, iktidar/güç mekanizmaları ya da süreçlerinden geçerek gerçekleşmesidir. Ekonomimiz, kültürümüz, toplumsal kurumlarımız ne kadar iktidar/güç mekanizmalarının kaprislerine maruz kalmışlarsa, düşünme tarzlarımız da o kadar kalmışlardır. Toplumumuzun modem bilimi ve onun türevi dünya görüşünü kendi rızasıyla almayı denediği apaçık bir bedahet olsa bile.”

Bu derste ‘sorgulayan bilgi’ ile tarafsız, kimliksiz, ‘insanlığa yarar sağlamaktan başka!?’ hiçbir bagaja sahip olmadığı varsayılan, yani pazarlanan bilimin teorik ve pratik zemini anlatılacaktır.

FUNDA GÜNSOY TUROWSK

Körlük ya da Modern Aklı Sorgulamak

Geleneksel ve Modern ikilemi arasında gidip geliyoruz. Bir yanımızla kadim değerlere özlem ve ilgi duyarken; zihnimiz ve yaşadığımız hayat ve moralite başka yerlere denk düşüyor.

Kadim Ethik ya da Modern moralite arasındaki dünyamız derste değerlendirilecek.

Birinci Kademe ilk hafta: Körlük ya da Modern Aklı Sorgulamak; ikinci hafta: “Bilinmeyen Bilinenler” ve Sokratik Metot; üçüncü hafta: Bir Özgürleşme Pratiği Olarak Politik Felsefe

İkinci kademe ilk hafta: Kadim Ethik ya da Modern Moralite; İkinci hafta, Klasik Çözüm: Sokrates’ten Farabi’ye; Üçüncü hafta: Modern Çözüml(er): Machiavelli’den Heidegger’e konuları işlenecektir.